Aşkım ve Gururum  I  & II
Archival Pigment Print, 70x105 cm, 2023  Ed. 3 +1 AP.   

Aşkım ve Gururum
Önceki çalışmalarında Türk resmi ve edebiyatında kimlik, kadınlık, ideallik ve modernlik temsillerini odağına alan Özlem Şimşek, 2023 yılında başladığı yeni serisinde bakışını Türk melodram sinemasının imgelerine yöneltir. Hollywood anlatı geleneği ile halk hikâyelerinden beslenen, rastlantıyla başlayan, ayrılıkla derinleşen ve çoğunlukla evlilik ya da ölümle sonlanan tekrar eden aşk anlatıları üzerine kurulu melodram, Türkiye’de kadınlık ve toplumsal cinsiyet rejimlerinin kurucu bir temsil alanı olarak belirir.
Bu sinemasal dil, kadınlık, arzu, fedakârlık, iyilik ve kötülük, domestik ve kamusal alan gibi temel karşıtlıkları yeniden üretirken, izleyiciye belirli özneleşme biçimleri önerir. Şimşek, bu seride melodramın görsel ve anlatısal repertuvarını yeniden dolaşıma sokarak, toplumsal cinsiyet, cinsellik ve arzunun sinemada nasıl kodlandığını ve bu temsillerin benliklerin kuruluşunda nasıl işlediğini görünür kılar. Sanatçının çalışması, melodramın duygusal yoğunluğunu bir eleştiri alanına dönüştürerek, kültürel hafızada yer etmiş imgeler üzerinden kimliğin ideolojik inşasını yeniden düşünmeye davet eder.
My Love and My Pride
In her earlier works, Özlem Şimşek examined representations of identity, femininity, idealization, and modernity in Turkish painting and literature. In the new series she began in 2023, she turns her attention to the imagery of Turkish melodrama cinema. Drawing on both Hollywood narrative conventions and folk storytelling traditions, melodrama is built around recurring love narratives that begin with chance encounters, continue through separation and struggle, and often conclude with marriage or death. Within the Turkish context, this cinematic mode emerges as a formative representational field through which femininity and regimes of gender are produced and naturalized.
This cinematic language repeatedly stages fundamental oppositions—femininity and desire, sacrifice, good and evil, the domestic and the public—while proposing specific modes of subject formation to its spectators. In this series, Şimşek reactivates the visual and narrative repertoire of melodrama to make visible the ways gender, sexuality, and desire are coded in cinema and how these representations participate in the construction of subjectivity. Transforming the emotional intensity of melodrama into a critical space, the artist invites viewers to reconsider the ideological production of identity through images deeply embedded in cultural memory.

Arzunun Gören Gözlere İhtiyacı Yok, Video Enstelasyon, 2022  Ed. 2 +1 AP

Laura Mulvey ve Mary Ann Doane gibi görsel kültür eleştirmenlerinin kameranın ve sinemasal bakışın kadın bedenini ve arzusunu yansıtma biçimlerine yönelik eleştirilerini merkeze alan “Arzunun Gören Gözlere İhtiyacı Yok” video enstalasyonu ise, kamera açılarını taklit ederek sinemasal bakışın kadın bedenini erotik bir alan olarak tanımlayıp parçalara ayırışına işaret ediyor.
Centered on the critiques of visual culture theorists such as Laura Mulvey and Mary Ann Doane regarding the ways the camera and the cinematic gaze represent the female body and desire, the video installation Desire Has No Need for Seeing Eyes draws attention to the fragmentation and eroticization of the female body through the imitation of cinematic camera angles. By mimicking the logic of the cinematic gaze, the work reveals how the camera defines the female body as an erotic field and disassembles it into parts.

Back to Top